Fehmi Koru: Sezar ve Brutus’tan günümüze “hançer edebiyatı” siyasetten hiç eksilmedi

*Fehmi Koru

Türk siyasi hayatının renkli simalarından Osman Bölükbaşı sıklıkla “Benim göğsüm Karacaahmet mezarlığı gibi” derdi. Şimdilerde aynı dertten muzdarip parti genel başkanları ‘hançer’ edebiyatı yapıyor…

Osman Bölükbaşı siyasi hayatın içerisinde bulunduğu dönemde tek başına hem kendisini milletvekili çıkarırdı hem de grup kuracak kadar milletvekilini Meclis’e taşırdı. Ancak bir bakmışsınız, partisinin milletvekilleri başka partilere geçivermişler…

Siyasi hayatının sonuna doğru, Bölükbaşı’nın, milletvekili çıkarabileceği illerden aday göstereceği kişilerden, “Partimden ayrılırsam karım boş olsun” yazan bir taahhütname aldığı söylenirdi.

Yine de yeni seçime doğru partisinin tenhalaştığı görülürdü.

[Bölükbaşı’nın muhalefetiyle baş edemeyen DP, 1954 seçiminde yeniden seçilince, seçim bölgesi olan Kırşehir’i il olmaktan çıkarıp ilçe haline getirmiş ve Nevşehir’e bağlamıştı.]

Hayatımın büyük bölümü siyaseti olabildiğince yakından gözlemlemekle geçtiği ve bu arada tarihe de meraklı olduğum için, siyasetin bu özelliğini bilirim: Vefa duygusunun en zayıf hissedildiği uğraş alanıdır siyaset.

Roma’da Sezar’ın ağzından son söz olarak dökülen “Sen de mi Brutus” cümlesini hatırlayın. 

Evet, her zaman Brutus özelliği taşıyanlarla karşılaşılır siyasette. 

Çoğu zaman da hepsinin Brutus gibi geçerli mazeretleri vardır. 

[Brutus Sezar’ın hane halkındandı. Oğlu olduğu da söylenir. Kendine göre bir demokrasi olan Roma’da, Sezar’ın tek adam yönetimine geçeceği endişesi büyüyünce, onu durdurmak için bir kumpas kurulur ve Senato’ya girerken kendisine saldırılır. Saldırganlar arasında onu gördüğünde, Sezar Brutus’lu cümlesini kurar. Saldırıda Sezar’ı öldürmek için ‘hançer’ kullanıldığı söylenir.

‘Hançer’ sözcüğünü ilk kez, 6’lı Masa’yı bozmasına ramak kaldığında Meral Akşener mi kullanmıştı, yoksa genel başkanlık yarışından kaybederek çıkacağı partisinin kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu mu, tam hatırlamıyorum. Ancak ikisi de ‘hançer’ edebiyatına günümüzde katkıda bulundular.

Kemal Kılıçdaroğlu CHP liderliğini kaybetti.

Meral Akşener de, yuvayı teker teker terk eden partisi yönetiminden ve Meclis grubundan isimleri, şimdilik izlemekle yetiniyor.

CHP’de aslında bu bir gelenek. Genel başkanlar o koltuğu kolay terk etmiyorlar. Deniz Baykal’ın yerinden olması için bir kaset devreye sokulmuştu.

Partinin ilk kurucularından, Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de oğlu gözüyle değerlendirdiği Bülent Ecevit tarafından koltuğundan edilmişti.

Meral Akşener’in veya İYİ Parti’nin sorunu ne? Neden böyle bir sarsıntı yaşanıyor İYİ Parti’de?

Epeydir gitmediğim için Meclis’teki askeri garnizonun kapısı üzerinde “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” yazan levhanın hala yerinde durup durmadığını bilemiyorum. Umarım duruyordur.

Göze çarpan ilk sorun, İYİ Parti’nin son seçimdeki ‘başarılı’ sayılamayacak performansıdır.

Bir ara potansiyel oyunun yüzde 20’ye vardığı kamuoyu yoklamalarına da yansımışken, seçimden yüzde 10’un altında bir oyla -%9.69- çıktı İYİ Parti. 

Millet İttifakı içerisinde yer alan partilerin liderleri cumhurbaşkanı yardımcısı olma beklentisiyle adaylıklarını koymadıkları için, hiçbiri milletvekili değil bugün; Meral Akşener de öyle. Kendisi geçen seçimde de -2018’de- cumhurbaşkanlığına aday olduğundan Meclis dışı kalmıştı; şimdi de Meclis dışı.

Partisindeki isimlerin kendisine en yakın olanlardan en uzağındakilere kadar hepsinden farklı bir özelliğe sahip olması beklenir liderlerden.

Ona ‘karizma’ deniliyor.

Karizma başarıyla desteklenmezse aşınıyor.

Akşener’de aşınmanın etkileri iyice kendini belli etmeye başladı.

Henüz ‘hançer’ metaforunu hak edecek çapta bir toplu olayla karşılaşılmadı İYİ Parti’de; yalnızca yönetimde yer alanlar ile milletvekilleri kapıya yakın duruyorlar. 

Partinin her üyesini ilgilendiren genel politik kararlar yasal kurullarda görüşülmüyor mu? Sözgelimi, birkaç ay sonra yapılacak yerel seçime İYİ Parti’nin her yerde kendi adaylarıyla katılacağı kararı nasıl alındı?

Karar yetkili kurullarda görüşülmeden genel başkan tarafından tek başına mı alındı veya görüşüldü, tartışıldı da genel başkan çoğunluğun farklı görüşlerine rağmen bildiğinden şaşmadı mı??

Ayrılanların verdiği mesajlardan, yerel seçim konusunun huzursuzluk kaynağı olduğu anlaşılıyor çünkü.

Bir önceki seçimde -2018- beklenen başarı alınmadığında, Akşener ilk kongrede genel başkanlığa aday olmayacağını ilan ederek çekileceğini duyurmuştu. Israrlar üzerine kararını değiştirdi. Bu defa başarısızlık ortada ve çekilme niyetinde görünmüyor.

Hançerlerin şıkırtısı uzaktan bile duyuluyorsa sebebi budur.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x